16 Aralık 2014 Salı

Geç Kalmak Diye Birşey Var

Ağır ağır yükleniyorum gamı kederi, sineye de çekemem ki ben olanları, susamam. Hiç olmadık biranda gitmeye niyetliyim. Ne bir iz kalacak ardımda ne de bir söz, bir sitem. Sadece gideceğim...
Ve bir gün tesadüfen karşılaşınca kayıp bir şehrin soğuk kaldırımlarında; NEDEN? diye soracaksın  bana bağıra bağıra.
Nedeni basit değil mi? Bu kalbe birkaç beden büyük bu olanlar, olaylar, acılar, vuslatlar.
Sonra niye beni geride bıraktın diyeceksin hıçkıra hıçkıra .
O da basit be kıymetli: benim iklimim hep fırtınalı hava hep kış çetin geçiyor hayatlar burda. Dayanamazsın kırılırsın ve ben yetişemem sana diye ardımda bıraktım seni anla. Gözlerin dolacak sonra iri iri olacak gözbebeklerin ve o an fark edecem parmağındaki alyansı Sıra bana geçecek kıymetli gözlerim dolacak, boğazım düğüm düğüm olacak  ve demiştim diyecem benim kışlarım çetin geçer oysa sana hep bahar sevgili. Hoşça kal....
Başlangıçta giden bensem bile finale adını altın harflerle yazdıran sen olmuşsun. Fallarda yalanmış hep kavuşmalar vardı oysaki...

Geç kalmak diye bir şey var bu hayatta hep geç kalmak ve çoğumuz için kaçınılmaz finaldir yukarıda mırıldandığım satırlar. Eğer birileri okursa bu yazımı elindekinin kıymetini bilsin ve unutma insanoğlu zamanımız kısıtlı ve geri dönüşümü yok. Kalpten vurgun yememek için kıymetini bilmeli insan yanındakinin... Bu hikayeyi mırıldananlardan olmamak için bir sabır, biraz sevgi ve tam dirayet.

2 Aralık 2014 Salı

BAZEN....

Anlam yüklemeden yaşamak lazımmış bazen hayatı.
Acıttıysa canını anlam yüklediklerin! Şimdi her defasında bir tereddüt  sarar dört bir yanını, ağrılar girer başına, dünya kadar olur kafan ve kaçar uykuların.
Bazen sadece çaresiz kalırsın, tutmaz ellerin ayakların, kurur dilin damağın ve dolar gözlerin çaresizce.
Bazen sadece uzaktan izlersin olanları, olmak istediğin hayatı yanında bulunmak istediğin yeri sadece uzaktan izlersin. Ağlarsın için için sızlar yüreğin ve acılı bir nefes bırakırsın.
Hep uzaklara bakar gözlerin, sanki orada kaçacak bir yer varmış gibi.

28 Kasım 2014 Cuma

En acı vedadır, sonsuza uğurlamalar...


Geçmişe duyulan özlem kadar çaresiz bir acı var mıdır?

Bir daha o günlere dönülmeyeceğinin acı gerçeği

Çarpar suratına, arsız arsız ilerler takvim yaprakları

Daha da uzaklaştırır zaman ve zihninden yavaş yavaş silinir anılar

Ahh kalbim ahh, birkaç satır sohbet edemedik ne zamandır seninle. Kimsesiz değilim oysaki kalp ağrısı girdi bu gece koynuma.

Uykum kaçak! Kayıplarda. Köşe Bucak kaçıyor bu sancılı geceden.

Bir resim karesi miydi beni bu hale getiren,

Tozlu raflardan tesadüf eseri elime gecen bir resim

Ya da bir mesaj sesi! bir dosttan gelen sancılı bir mesaj.

Özledim …

Karşılık verirsin ta kalpten BENDE…

Hayat garip, yaşarken kıymetini bilemediğimiz çoğu şeyi sonradan keşke diye anımsamak… ahh layıp vahh lamak..

Hayat denilen tam olarak bu sanırım; ya vedalar bildiriyor kadir kıymeti yada ölümler…

17 Kasım 2014 Pazartesi

Enkazlar bırakıyor yaşadıklarımız, yaşattıklarımız...

Nasıl bir emanetmiş bu bana ey aşk! Ağır emanetler altında iki büklüm oldu belim. Sözlerimi yutkunmak yeni adetim, dişlerimi de sıkarak konuşuyorum bu aralar, çığlık çığlığa içim, duyan olmasın derdimi. Ben ben söyleyemem ki, ne derdimi ne de isteğimi. Ben anlamam ki anlaşılmazlıkları, sevdim sadece, bekledim usulca ama olmadı gelen, kalbim hep buruk, bu neyin bedeli eyy aşk. Kimin enkazını kaldırmaya çalışıyorum aylardır. Bakamıyorum aynalara çünkü karşımdaki değilim ben, yıpranmış biraz aynadaki uykusuzluktan mıdır mor halkalara basmış suratını. Sert birde mizacı var, acaba asabi yoksa asabi mi yaptılar onu. Tanımıyorum aynalardaki yüzü tanışmakta istemiyorum. Pek bir suratsız bitkin… Bırak ne hali varsa görsün diyorum ve sırtımı dönüyorum aynadaki yabancıya, bir enkaz hatırası kendisi.

15 Kasım 2014 Cumartesi

saklı kentim, saklı cennetim...

 
Hangi güneşin batışı ya da doğuşu uzaklaştıracakmış beni senden; beni tanımıyorlar
Şimdi seninle ansızın bir karşılaşma nefes nefese koyar beni haberin yok,
Günün hangi saati ya da haftanın hangi günü önemi yok,
Güçsüzlüğümden değil bu halim, sakın ola yanılma.
Sadece “Fırat misali” bütün sessizliğinle örttün içimdeki şehirleri, hikâyeleri, yaraları
Sadece sen kaldın batık şehrimden saklı kalan, sessiz diyarım, saklı cennetim.
Şimdi koca bir sessizlik hâkim kalbimin odalarında, ha geldi ha gelecek diye gözlerim yollarda.
Vuslata hasretliğim bundandır; ne sana olan sırılsıklam aşkımdan ne de güçsüzlüğümden
Sadece huzura erişimin bilmem kaçıncı gününde gelen vedadandır.
Huzura olan aşkımdan, tutkumdan…
Vesselam
 
 

12 Kasım 2014 Çarşamba

Hep Sonradan...


Aklıma esince sen, hafifden ürperiyor tenim.
Lodos gibisin hafif Akdeniz esintisi var gözlerinde inceden inceden üşüten. Fark etmezsin önce, sonradan anlarsın üşüdüğünü.
Hafif bir meltem esiyor yüzünden bana doğru ılık ılık, anlamlı alımlı.
Sessizce sitemlerini görüyorum gözlerini kaçırışlarında, gidişlerime kızdığını, anlamsız yaptıkların diye bağrışlarını duyuyorum sessizce... Aklıma geldi küsüşlerin ve seni anıyorum, aslında bağıra bağıra seni arıyorum, tesadüfi karşılaşmalar olması için sokaklarda…
Ama yok sen gelmeyeceksin hatta bu kez gerçekten gideceksin…
Hep sonradan anlaşılır ya kıymeti, aynı bizim gibi.

10 Kasım 2014 Pazartesi

Bazen yıllar geçsede aynıdır şehirler ve o şehirdeki hisler***

 

Kapına geldiğime bakma, EY ŞEHİR...
Ben sana kırgınım aslında.
Varlığımla rahatsızlık verdim kaldırımlarına,
Gözlerim değdi gözlerinle aynı gökyüzüne
Helal et bakışlarını bir de o haram olmasın bana.
Sahi yanlış anlama beni 'Kimsem Çok Benim'
Ama kimsemde yok benim.
Saatimde akıyor zaman, saniyeler düşman
Saniyeler Acımasız...
Her an saniyeler ekleniyor sensizliğime
Adım adım uzaklaşıyor anılar.
Git gide kayboluyor yüzün, sesin yankılanıyor uzaklardan.
Şimdi her şeyin başladığı yerdeyim:
Gökyüzü aynı, Dolunay aynı
Meltemler aynı ben aynı
Ya sen aynı mısın***
 

 

9 Kasım 2014 Pazar

Kalp sussa konuşur Vaveyla...


İçimde tutulması zor bir vaveyla,
Tutmak zor ama bırakmaya da gücüm yok.
Sisler bastı şehrimi, içim içime sığmıyor bu aralar
Çıksam sokaklara koşarak dolansam sokaklarını
Ama sokaklar boş, birkaç ayak sesi sisler ardından duyulan
Suretler belirsiz, birkaç kuru öksürük duyulan
Islak zeminde yankılanan cılız ayak sesleri geceme eşlik eden
Başka yoldaş yok bu aralar kaçışlarıma…
 

 

6 Kasım 2014 Perşembe

en sessiz fısıltılardır kalpten kaleme dökülen.


Telaffuzlarımın en anlamlısıydın,

Hayatımın neresinden bakarsan bak en özelimdin…

Ey gönlümden ruhuma işleyen, şimdi yolculuk vakti…

Kime,nereye, hangi sıfatla gittiğin önemli değil,

Benim için son bir iyilik yap,

Kapıları sen çarp bu aşkın yüzüne…

Şimdi iki cansız aşk, kiralık aşklar mezarlığında yan yana yatmakta

Vebali…

Vebali, kapıyı çarpanın boynuna…

Hoşça kal demeye dilimin varmadığı en özelim…